Denize bakıp soluklanmak

Denize bakıp soluklanmak

‘Deniz’ deyince sizin aklınıza ne geliyor? Yaz, yüzmek, serinlemek, tatil? Oysa ki biz dört mevsim, huzur bulmak, arınmak, düşünmek, sakinleşmek, mutlu olmak için denize bakmanın, dalgaların sesini dinlemenin, sonsuz mavilikle bütünleşmenin büyüsüne inananlardanız. Bu yüzden pandemi yasaklarının yeniden sıkılaştığı şu günlerde sizle, insanların arasına karışmayacağınız, hazırladığınız yiyeceklerle keyifli piknikler yapabileceğiniz, termostaki çayınızı ya da kahvenizi içerken huzur bulacağınız yerleri paylaşacağız. Malum yasaklara takılmadan haftanın yorgunluğunu, hastalık stresini atabileceğiniz bu rotalar, tabi ki birbirinden güzel sahillerden başkası olamaz.

Bizim gibi her mevsim deniz kenarında olmaktan hoşlanıyorsanız bu yazımız tam size göre. “Denize yazın gidilir” diyorsanız da çok şey kaçırıyorsunuz. Çünkü evdeki küçücük akvaryumların bile huzur verdiği, insanı sakinleştirdiği düşünülürse önünüzde uzanan koskoca maviliğin tadına doyum olmaz. İngiliz yazar Augustus William Hare, “Denizi anlaman gerekmez; Bir tek su damlasını seyretmen, yaşamın bütün harikalarını görmen için yeterlidir” demiş. Ben de ne zaman denize baksam yaşamdaki harikaları düşünürüm. İşte size yaşamayı daha da sevdirecek bir kaç sahil önerisi…

#kuşadası #urla #dikili #izmirde gezilecek yerler #izmirde görülmesi gereken yerler

Öncelikle bizim tüm yaz boyunca özellikle haftaiçleri – haftasonları çok kalabalık oluyor- koşarak gittiğimiz Urla’nın güzel kumsallarından bahsetmek lazım. Her hafta uğradığımız Altınköy Plajı, yaz sezonu dışında da gidilebilecek sahiller listemizin en üst sırasında yer alıyor. Son dönemlerde popülerliği giderek artan plaja giderken bir sitenin içinden geçildiği için bilmeyenler bu sahili, sitenin özel sahili sanabiliyor. Ancak plaj, herkese açık olduğu için sitenin kapısından rahatlıkla geçebilirsiniz. Yazın keyifle yüzdüğümüz bu masmavi denizi, diğer mevsimlerde de izlemeyi seviyoruz. Hatta denizini ayrı, denize çıkan yolunu ayrı seviyoruz. Yemyeşil incecik uzanan yol, adeta biraz sonra karşılaşacağınız şahane koyun habercisi gibi. Bu yolda ilerlerken radyoda güzel bir şarkı açıp temiz havayı içinize çekmek için camınızı aralamayı unutmayın. Bazı anlar vardır ya, yenilendiğinizi, onarıldığınızı hissedersiniz. İşte öyle gelir; bu yolda giderken yakalandığım his.

Şehir merkezinden yola çıkıp 1 saat gibi kısa bir sürede ulaşacağınız Urla’nın Altınköy Plajı’nda masanızı kurup tüm günü geçirebilirsiniz. Hele bir gün batımı var ki mutlaka izleyin. Yalnız bölge yaz-kış rüzgarlı. Zaten her geçen gün artan rüzgar türbinleri de bunun en önemli göstergesi. O yüzden soğuk havalarda gelecekseniz sıkıca giyinseniz de biraz üşümeyi göze almanız gerekiyor. Ayrıca plajdaki kafe yalnızca sezonda hizmet veriyor. Ancak alışverişinizi yol üzerindeki marketlerden yapmanız mümkün.

Altınköy’e nasıl gidilir?

#kuşadası #urla #dikili #izmirde gezilecek yerler #izmirde görülmesi gereken yerler

İkinci önerimiz Dikili’nin Pissa (Pisa) Plajı… Biz bu plaja sonbaharda gittik ve oldukça keyifli bir gün geçirdik. Koya ulaşmak için geçtiğimiz bozuk, toprak yol sanırım yaz olmadığı için bize sevimli göründü. Çünkü yazın plaja gelenlerin yorumlarında bu yol oldukça eleştiri konusu olmuş. Ancak şu unutulmamalı ki, Pissa Koyu doğal bir SİT alanı. O yüzden asfalt yol yapılmaması gerekiyor. Hatta 1-2 yapı gördük. Umuyoruz ki kaçak yapı değillerdir. Çünkü bir tarafında flamingoların beslendiği, diğer tarafında harika bir kumsal barındıran bu doğa harikasının betonlaşmaya yenilmesini istemeyiz. Bölgede kafe, büfe ya da restoran yok. O yüzden plajda geçireceğiniz zamanı planlayarak alışverişinizi gitmeden önce yapmanız iyi olacaktır.

Pissa koyu

Deniz sezonunda bir diğer şikayet de plajın çok dolu olması yönünde olmuş. Bu da sezon dışı plajlar listesinde Pissa’nın neden yer alması gerektiğini açıklıyor. Yazın kalabalıktan, gürültüden tadını çıkaramadığınız bu güzelliği, sakin bir zamanda görmek gerekli. Sadece Pissa da değil, Bademli’nin tropik adaları aratmayacak koylarını kışın güneşli günlerinde de ziyaret etmeyi bir düşünün. Ayrıca Pissa’da, rüzgarın karadan estiği günlerde arka tarafınızdaki doğal duvar, korunaklı bir ortam sağlayacaktır. Kışın çok üşüyenler için iyi bir alternatif olabilir.

Pissa Koyu

Bademli köyüne 15 dakika mesafedeki Pissa, bölgedeki diğer plajlara göre daha az biliniyor. Koyun karşısında denizin orta yerinde fantastik filmlerdeki gibi bir yapı yükseliyor; Aya Nikola Kilisesi’nin kalıntıları. Yazın adaya giden tekneler varmış. Ancak sezonun bitişiyle ada, sessizliğe kavuşmuştu. Antik dönemde “Kanai” olarak adlandırılan, Çandarlı, Bademli ve Denizköy’ün de içinde yer aldığı yarımadada bulunan kilise, Ortodoks inancına göre denizcileri koruyan Aziz (Aya) Nikolaos (Nikola) adına yapılmış. Belli ki burada yaşayanlar, gemilerinin ve maviliklere yelken açan denizcilerinin limana tek parça halinde dönmelerini istemiş.

Denizcilerin koruyucusu

Bugün tüm dünyada Noel Baba olarak bilinen Aziz Nikolaos, Hıristiyan inancında yaşamı boyunca mucizeler gerçekleştirir, denizcileri, yoksulları, bilim insanlarını, tacirleri ve yolcuları korur. M. S. 4’üncü yüzyılda yaşamış olan Nikolaos, ölümünden sonra ‘aziz’ unvanı alır. Hıristiyanların yaşadığı liman kentlerinde, Aziz Nikolaos’a adanmış birçok dini yapı görmek mümkün.

#kuşadası #urla #dikili #izmirde gezilecek yerler #izmirde görülmesi gereken yerler

Rivayete göre, Hıristiyan halkı koruyup kolladığı için pagan olan Bizans İmparatoru Diocletian tarafından idama mahkum edilen Nikolaos, Hıristiyanlığa ılımlı yaklaşan Konstantin’in tahta geçmesiyle salıverilir. Ve başpiskopos olduğu Myra’ya (Demre) geri döner. Ancak kentte amansız bir kıtlık baş göstermiştir. Aziz, limana yanaşan buğday yüklü geminin mürettebatından, aç insanlara yardım etmelerini ister. Buğdayların imparatora götürüldüğünü söyleyen denizciler, yardım isteğini kabul etmez. Nikolaos, buğdayların azalmayacağına söz verir ve denizcileri ikna eder. İstanbul’a ulaştıklarında denizciler, gemideki buğdayın hiç eksilmediğini görür. O günden sonra denizciler, Aziz Nikolaos’a dua etmeye başlar. Paganizmde Deniz Tanrısı Poseidon’a atfedilen özellikler, 4’üncü yüzyıldan sonra Aziz Nikolaos’a verilir. Hatta Doğu Akdeniz’de denizciler arasında, “Dümeninizi Aziz Nikolaos tutsun!” sözü dua haline gelir.

Pissa’ya nasıl gidilir?

Sezon dışı keyifli zaman geçirilecek sahilleri önerirken yazın farketmese de diğer mevsimlerde kum kaplı plajları tercih ettiğimizi anladık. Güneşin yansıması, sonbahar ve ilkbaharda ayakkabıları çıkarıp ılık kumların arasında ayaklarımızı ısıtma fikri kumsalları cazip hale getiriyor olabilir. O zaman son öneri de Kuşadası‘ndaki Pygela (Kuştur) Plajı olsun. Plaj, adını bölgedeki Pygela Antik Kenti’nden alır. Koyun bazı noktalarında hala antik kentin kalıntılarına hala rastlamak mümkün.

#kuşadası #urla #dikili #izmirde gezilecek yerler #izmirde görülmesi gereken yerler

Kentin adına ilk kez, meşhur tarihçi Strabon’un ‘Geographika’ kitabında rastlanır. Komutan Agamemnon’un Truva savaşı sonunda kalçasında oluşan hastalık nedeniyle buraya gelerek tedavi gördüğü bilinir. Daha sonra Agamemnon burada, Yunanca kalça anlamına gelen ‘Pyge’ isminde bir kent kurar. ‘Pygela’ olarak anılmaya başlanan liman kenti, Bizans dönemine kadar varlığını sürdürür. Yapılan araştırmalarda, antik kentin plajın güney sınırındaki tepede olduğu tespit edilir. Roma ve Bizans dönemlerindeki yerleşimlerin ise Kuştur tatil köyünün yer aldığı bölgede olduğu düşünülür. Pygela ile ilgili bir yazıt bulunmamakla birlikte, M.Ö. 5’inci yüzyıla tarihlenen Atina’da bulunmuş bir vergi listesinde kentin adı geçer. Bu yüzden zengin bir kent olduğu varsayılır.

Tarihle iç içe olması bir yana Pygela, bizce mevsimsiz plajlardan biri. Dalgasız ve sakin denizi, kışın çetinliğini unutturabilir. Bölge halkının da yaz sezonu dışında tercih ettiği plaj, oldukça uzun. Bu yüzden kalabalıklar içinde yalnız kalmak da mümkün. Biz, en sevdiğimiz kış aktivitesi olarak sandalyelerimizi açtık ve saatlerce denizi izleyip sohbet ettik. Plaja giderken yol üzerindeki marketten bir şeyler alabilirsiniz. Ancak bizim gibi çok açsanız, ‘Öyle bisküviyle falan doymam’ diyorsanız plaja inmeden, ana caddenin karşısındaki Dutlu Bahçe’ye mutlaka uğrayın. Biz sipariş verdiğimiz çöp şişlerin tadına da, güler yüzlü servise de bayıldık.

Pygela’ya nasıl gidilir?

#kuşadası #urla #dikili #izmirde gezilecek yerler #izmirde görülmesi gereken yerler

Dikili’nin saklı hazinesi: Aşıklar Şelalesi

Anadolu, kıymetini bilene adeta bir efsaneler deryası… Eski bir kalıntının, ormandaki bir ağacın ya da köşe başındaki belki de her gün önünden geçtiğiniz çeşmenin dinlemeye değer bir hikayesi mutlaka var. Hele ki konu şelaleler olunca çok azının varlık nedeni aşk değildir. Biz de hem efsanesine ortak olmak hem de ruhumuzu yıkamak için umutsuz aşıkların su olup aktığı Aşıklar Şelalesi‘ne doğru yola çıktık.

Dikili‘yi geçtikten sonra ulaştığımız Nebiler köyündeki şelale, hem doğal güzellikleri hem de harika parkuruyla gezginlerin dikkatini çekiyor. Aşağıdaki şelaleye inmeden önce Ağlayan Mağara, ayna göleti, Zindan ve Ece Çağlayanı’nı görmek için sola yöneldik. Mevsim nedeniyle Ağlayan Mağara’ya giremedik. Yazın gelirseniz ve mağaraya girmeye niyetliyseniz yanınızda fener götürmeniz iyi olacaktır. Ayrıca şort ve deniz ayakkabısına ihtiyacınız olacak. Çünkü suyun içinden yürümeniz gerekecek. Girişi alçak olsa da gözünüzü korkutmasın. Birkaç metre sonra tavan yükseliyormuş. Tabi klostrofobisi olanlara tavsiye etmeyiz.

Su zaman zaman sakince akıyor, zaman zaman da çağlıyordu.

Kayalardaki ve ağaçlardaki kırmızı işaretleri görmeyince mağaranın tepesine kendi rotamızı çizerek ulaştık. Biraz zorlu bir parkur izlemiş olduk ancak mevzu bahis maceraysa gözümüzü budaktan esirgemeyiz. Bu sefer bu deyim neredeyse gerçek oluyordu. Suyun karşı yakasına geçerek sık dalların arasından mağaranın üstüne ulaştık. Burada ayna gibi pürüzsüz minik bir gölet bizi karşıladı. Varlığını bilmeseydik belki de fark etmezdik. Çünkü ağaçlarla çevrili suyun üzerine düşen sarı yapraklar, onu meraklı gözlerden saklıyor gibiydi. Kırmızı işaretleri izleyerek yolumuza devam ettiğimizde yol, ikiye ayrıldı. Soldaki minik köprüden dereyi aşıp, suyun zaman zaman sakinleştiği, zaman zaman da çağladığı rota boyunca ilerledik.

Mağaranın üstündeki gölet, küçük bir su birikintisi gibi gözükse de derin ve su çok temiz.

Sarı ve kırmızı yapraklar, yerde ve suyun kenarında adeta bir örtü oluşturmuştu. Biz de bu harika manzaranın keyfini çıkardık. Yürüyüşün bir noktasında suyun karşısına geçmemiz gerekti. Ancak yolun bir kısmını geri dönüp uygun bir yer bulmaya çalışsak da ne yazık ki başarılı olamadık. Şelaledeki işletmenin sahibi, 3-4 adet köprü bulunduğunu ancak yağmurda taşan derenin hepsini yıktığını söyledi. Mevsim yaz olsaydı hiç sorun olmazdı bu. Ancak biz bu seferlik Ece Çağlayanı’nın sesini duymakla yetindik.

Manzara kendine hayran bıraktı.

Dönüş yolunda başka bir patika olduğunu fark edip o yola saptık. İyi ki de öyle yapmışız. Kısa bir tırmanıştan sonra harika bir manzarayla karşılaştık. Öyle ki şelaleyi ya da çağlayanı görememek bile bizi hüsrana uğratmadı. Bir kez daha buranın sonbaharda bambaşka bir güzellik sunduğuna emin olduk. Etrafı sivri kayalarla çevrili bu kanyon, bitki örtüsünün zenginliğiyle gözlerimize bir ziyafet yaşattı. Termosumuzdaki kahveyi içmek için bundan güzel manzara olamazdı.

Şelalenin karşısında oturup dinlenmek, yolculuğun en keyifli kısmı.

Ve yürüyüşümüzün son durağı 86 renkli tahta basamağı inince karşımıza çıkan Aşıklar Şelalesi… 20 dakikalık yürüyüş, bir saatten fazla sürdü. Çünkü her köşesi ayrı bir güzellik sunuyordu ve onlarca fotoğraf çektik. Şelalenin karşısındaki banklardan birine oturduk ve hazan güneşinde ısındık. İşte bu an, ayaklarımızı olmasa bile ruhumuzu dinlendirmeye yetti. Sonbaharın eşsiz renklerinin arasında közde pişmiş Türk kahvemizi içerken biraz da kitap okuma fırsatı bulduk.

dikili, aşıklar şelalesi, nebiler, izmirde gezilecek yerler, dikilide görülmesi gereken yerler, izmire yakın gezilecek yerler

GELELİM ŞELALENİN HİKAYESİNE…

İşte tam bu eşsiz manzaranın karşısında oturmak, şelalenin efsanesini dinlemek için en doğru an. Çünkü efsaneye göre, peri padişahının kızı Sümeyra ile bir fani olan Yörük Ali’nin hüzünlü aşkı, burada sonsuz olur. Birbirini seven iki genç, Sümeyra’nın babasının “Kızımı bir ölümlüyle evlendirmem” demesi üzerine bugün şelalenin aktığı yerde gizlice buluşurlar. Bu sırada peri padişahı bu aşka son vermek için askerlerine ‘Yörük Ali’yi öldürün’ emri verir. Padişahın askerleri yaklaşırken bir mucize olur. Bir çınar ağacı yarılarak aşıkları içine alır. Birbirlerine sıkıca sarılan Sümeyra ve Ali, “Sonsuza denk hiç ayrılmayalım” diye dua ederler. Bunun üzerine tanrılar insafa gelir ve su olup şelaleden çağlarlar. Kızını kaybeden peri padişahı da şelalenin yukarısındaki mağaraya çekilir. Bu yüzden Ağlayan Mağara’nın girişinde ve içinde yukarıdan gözyaşı misali damlalar akar. Ve ağlayan birinin sesini andıran bir ses çıkarırlar.

NASIL GİDİLİR?

Tüm yazımızı okudunuz ve görmek için sabırsızlanıyorsanız nasıl gidileceğini de anlatalım. Aracınızla gelmeniz en mantıklısı olacaktır. İzmir’de yola çıkıp Dikili– Ayvalık yolunu takip ettiğinizde Nebiler köyü tabelasından sağa döneceksiniz. 3 kilometre sonra karşınıza Aşıklar Şelalesi‘nin 800 metre kaldığını gösteren bir tabela çıkacak. Ve yolun sonunda kendinizi Aşıklar Şelalesi‘nin doğal güzelliğinin içinde bulacaksınız.

Hüzün mevsimi sonbaharda Aşıklar Şelalesi, harika bir yolculuk için sizi bekliyor. Yazın kalabalığından uzak, sakin ve huzurlu bir kaçamak arıyorsanız rotanız hazır. Burası kesinlikle Dikili’de görülmesi gereken yerler listesinin ilk sıralarında.

Yolculuklarınız keyifli, kavuşmalarınız mutlu olsun.

dikili, aşıklar şelalesi, nebiler, izmirde gezilecek yerler, dikilide görülmesi gereken yerler, izmire yakın gezilecek yerler