Karia’nın din merkezi: Labranda

Muğla Milas’ta bulunan Labranda Antik Kenti, şehir dışında, dağlık bir araziye kurulmuş bir tapınak olmasından ötürü günümüze kadar son derece iyi korunmuş bir şekilde gelmiş. Bu da bize dini olduğu kadar siyasal önem taşıyan bu merkezi inceleme fırsatı sunuyor.

Devamını oku

Efes’in zenginliği göz kamaştırıcı

Binlerce yıl öncesinde doğunun ve batının kesişme noktası olan liman kenti Efes’in tarihi zenginliği ve mimarisi görenleri büyülüyor. Antik kentten çıkan eserler Efes Müzesi’nde, ziyaretçilere şehrin hikayelerini fısıldıyor. Efes Artemisi, Celsus Kütüphanesi, Yamaç Evleri ile ünlü Antik Çağ’ın mega kentinde gizemlerin izinde yürüdük.

Devamını oku

Marmaris’te aşka gelin

Ege ile Akdeniz Bölgesi’nin kesişim noktasında yer alan Marmaris, misafirlerine tüm güzelliklerini içtenlikle sunmayı sürdürüyor. Aşık olunabilecek bu ilçe, pek çok sürpriz barındırıyor.

Devamını oku

HERAKLEİA: Herkül’e adanmış kent

Okuduğumuz mitolojik hikayelerin etkisiyle Herakleia Antik Kenti’ni keşfetmek için yola çıktık. Yol bizi, Bafa’nın serin sularına, Latmos Dağları’nın kayalık arazilerine ve pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış topraklara götürdü.

Devamını oku

Tatil demek Fethiye demek

Anadolu efsaneler için verimli bir toprak gibidir. Doğusundan batısına, güneyinde kuzeyine içinde mitler taşıyan bu coğrafya, savrulup duran hikayeleri geçmişten geleceğe taşır. Kulaktan kulağa yayılan bu öyküler, belki bir gün bizi olduğu gibi sizi de arkasından sürükler. Yol, Tanrı Apollon’un Finike Kralı Agenor’un kızlarından birine aşık olup, kalbini çalmak için sevimli bir köpeğe dönüştürdüğü ana çağırırsa sizi, bilin ki siz bu iki sevgilinin doğan erkek çocuklarına verdiği ismi taşıyan ilçeye, Telmessos’a, yani Fethiye’ye gitmek üzeresiniz.

Devamını oku

Ege Denizi’nin incisi: Bozcaada

Türk ve Rum mahalleri arasında dolaşırken sarhoş olmak, plajları ve koylarında dinlenmek, bağ yolunda yürürken doğanın tadını çıkarmak istiyorsanız Bozcaada’ya mutlaka gitmelisiniz. Bozcaada demek doğa, tarih, kültür ve eğlence demek.

Devamını oku

Aşıklar Çeşmesi 1800 yıldır çağlıyor

Burdur’un antik güzelliği Sagalassos’ta Antoninler Çeşmesi tüm ihtişamıyla zamana meydan okuyor. Bugün hala dünyada antik kentler içinde çalışan 3 çeşmeden biri olan Antoninler’den su içenlerin aşık olacağına inanılıyor. Burdur, Akdeniz Bölgesi’nde 300 bin nüfuslu şirin bir ilimiz. Göller bölgesinde yer alan Burdur, barındırdığı güzelliklerle özellikle yaz aylarında yurtiçinden ve yurtdışından pek çok insanı kendine çekiyor. Günübirlik turlara katılmak isteyenler bölgeye girmek için özellikle lavanta hasadından önceki zaman dilimini seçiyorlar ki renkli görüntüleri fotoğraf albümlerine ekleyebilsinler. Ne zaman derseniz, Haziran ile Temmuz ayının ikinci haftası arasında deriz…

Devamını oku

Klaros’un gölgesinde

Lebedos ve Kolophon, Menderes’teki iki antik kent. Bugün ne Lebedos’la ilgilenilmiş ne de Kolophon’la. Her ikisi de birer tabelayla toprağın altında. Peki, Kolophon’a bağlı olan Apollon Klaros Bilicilik Merkezi’ni özel kılan şey nedir? Yaylalara, ormanlara, kıyı kasabalarına, göl kenarlarına, kısacası doğanın kendini cömertçe gösterdiği yerlere ulaşmayı seviyoruz ama en çok hangisi derseniz, tarihi mekanlar deriz. Geçmişte yaşamış insanların izleri arasında nefes almak, ruhani gücüne inanılan tapınaklarında dolaşmak, kutsal olduğu düşünülen topraklarında gezmek ve her adımda yeni bir şeyler öğrenmek çok güzel.

Devamını oku

Bergama’nın sokakları tarih kokar

Pergamon'dan Bergama manzarası

Zenginliklerin, savaşın ve iktidarın kenti… Atina geleneğinin varisi… Ölümün giremediği Asklepionun sahibi… Panzehirin bulunduğu şifa merkezi… Gurbetçi Zeus Sunağı’nın asıl yurdu… Mısır’ın papirüsünü parşömenle alaşağı eden şehir… Baştan söyleyelim, Bergama öyle bir günde gezilebilecek bir yer değil. Tarihi ve kültürel zenginliklerinin farkına varmanız, gördüklerinizin keyfini çıkarmanız için birkaç güne ihtiyacınız var. Biz de İzmir’de yaşadığımız için bölgeyi farklı zamanlarda istediğimiz gibi gezme şansını yakaladık.

Devamını oku

Gölcük Gölü’nün kenarında sakin bir gün

İlk kez Gölcük‘e 2002 yılında kış aylarından birinde gitmiştim. Dağ yolu kar içindeydi ve bulunduğum minibüste İzmir Devlet Senfoni Orkestrası’nın elemanları vardı. Orkestra kentten köylere klasik müziğin büyülü dünyasını taşıyordu. Ben de genç bir gazeteci olarak peşlerine takılmıştım. Gittiğimiz yerlerde insanların yüzlerindeki hayranlığı okudukça, notaların sunduğu alemlerin kapısından geçenleri hissettikçe ve müzik aleti çalmaya heves edenleri gördükçe mutlu oluyordum. Ne şanslıyım ki aynı minibüste Şadan Gökovalı rehber olarak bulunuyordu.

Devamını oku