HERAKLEİA: Herkül’e adanmış kent

Bu hafta yolumuz Bafa Gölü ve Latmos (Beşparmak) Dağları’na düştü… Bugüne kadar İzmir-Muğla arasında yolculuk ederken kim bilir kaç kez önünden geçtik, kim bilir kaç kez yol kenarındaki güzel manzaralarda durup dinledik. Bu kez hedefimiz Bafa Gölü’nü daha yakından tanımak, bugün Beşparmak Dağları denen Latmos’u adımlamak ve okuduğumuz mitolojik hikayelerin eşliğinde Latmos Herakleia’sını keşfetmekti.

Latmos, Hellen dilinde bir sözcük. Antik çağlarda bu bölge, Ana Tanrıça Lada’dan ötürü bu isimle tanınıyor. Hellenler ‘Lada’ ismini Latmos olarak değiştirerek bölgeye de bu ismi vermişler.

Herakleia’ya ulaşmak için Kapıkırı Köyü’ne doğru yola çıktık. Muğla’nın Milas ilçesine bağlı sevimli bir köy olan Kapıkırı, 130 haneye sahip. Nüfusu da yaklaşık 400. İçinde pansiyonların da bulunduğu köyde imamın, ilkokulda kaldığını öğrenince şaşırdık. Köye girdiğimiz andan itibaren herkesle selamlaştık ve sohbet ettik. Devletten destek almayan, yaşam koşulları her geçen gün zorlaşan, topraktan uzaklaştırılmaya çalışılan köylünün, pandemi ve yasaklardan dolayı daha kötü hale düşmüş olduğunu bir kez daha gözlerimizle görmenin üzüntüsünü yaşadık. Köydeki pek çok hane, ziyaretçiler için; zeytinyağı, bal, takı, tülbent gibi ürünler hazırlamış. Biz de onlardan nasibimiz olanı aldık.

Kapıkırı Köyü, Herakleia Antik Kenti’nin bir bölümünün üzerine inşa edilmiş. Köyde dolaşırken farklı noktalarda çeşitli medeniyetlerin izlerini görebiliyorsunuz. Kent adını, Yunan mitolojisindeki ünlü kahraman Herakles’ten almış. Herakles’in Roma mitolojisindeki adı ise Herkül… Herkül çocukken en sevdiğimiz karakterlerden biriydi. Süpermen’den daha gerçekçiydi.

Bölgede yerleşimin M.Ö. 8’inci yüzyıla kadar gittiği düşünülüyor. Bir İyonya şehri olarak kurulan Herakleia, bir dönem Karya’ya bağlanmış, ardından Büyük İskender’in Anadolu’ya girişi ile Hellenistik dönemini yaşayıp, sonra da Bizans ve Osmanlı toprağı olmuş.

Biz antik kentin merkezine nasıl gideceğimizi düşünürken, köyde yaşayanlardan Sadettin Yıldırım bize rehberlik edebileceğini söyledi. Biz de buna çok sevindik. Böylece, yaklaşık 1.5 saat süren yolculuğumuz boyunca hem kendisiyle sohbet edip bölge hakkında çok daha fazla bilgi edindik hem de daha fazla yer gördük.

#bafa gölü, #latmos, #kapıkırı, #herakleia, #muğlada gezilecek yerler, #muğlada görülecek yerler

Ege Bölgesi’nin en büyük gölü olan ve Ege Denizi ile yıllar önce vedalaşmış olan Bafa Gölü’nün kenarında yer alan bu şirin köy, Sadettin Yıldırım’ın anlattığına göre büyük büyük dedesi tarafından kurulmuş. Bölgenin havası tertemiz, manzarası harika, toprakları verimli ve tarihi ile dikkat çekici. Daha ne olsun… Köy halkı daha çok zeytincilik, hayvancılık, balıkçılık, arıcılık ve turizmle geçiniyor.

Biz, bir zamanlar deniz kenarı olan Herakleia Antik Kenti’nin en eski kalıntılarına doğru ilerlerken, zeytin ve yabani armut ağaçlarının gölgesinden; karabaş, hayıt, kekik gibi otların arasından geçtik. Bölge SİT alanı. Ancak köylüler devletten arazi kiralayarak zeytin ağaçlarından gelir elde ediyorlar. Arazilerin etrafı genelde taşlarla çevrilmiş. Taşların pek çoğunun antik dönemden kaldığını söylemeye gerek yok sanırım. Büyükbaş hayvancılıkla da uğraşan köylüler, ineklerin başka birinin arsasına girmemesi için kapılar koymuşlar. Her birinin üzerinde kapıların kapatılması için Türkçe ve İngilizce uyarılar var. Antik kent bir yürüyüş rotası içinde olduğundan pek çok kişi bu kapılardan geçiyor.

Çok kayalık ve engebeli bir arazi üzerinde kurulan antik kentin etrafı 65 kule ve takviye edilen, 6.5 kilometre uzunluğunda bir sur ile çevrilmiş. Kulelerin pek çoğu yıkılsa da ayakta kalanlar da var. Bölgede kazı çalışmaları başlamadığı için pek çok şey toprak altında ama kaya mezarları ortalarda. Çevrenizdeki mezarları saymaya başlarsınız 2 bin rakamına ulaşabilirsiniz. Ve tabii ki bu mezarların içleri, yağmacılar tarafından boşaltılmış.

Rehberimiz Sadettin Yıldırım, yolculuğumuz sırasında Beşparmak Dağları’nın hayatını kurtardığını söyledi. Yıldırım, alkol nedeniyle sağlığını kaybetmek üzereyken dağlarda yaptığı yürüyüşler sayesinde hayata yeniden döndüğünü ve kötü alışkanlıklarını bıraktığını anlattı.

#bafa gölü, #latmos, #kapıkırı, #herakleia, #muğlada gezilecek yerler, #muğlada görülecek yerler

Bölgenin doğal yapısı, kaya parçalarının ve kalıntıların çevreye verdiği görüntü müthiş. Biz Latmos’ta şelalelerin de olduğu biliyorduk ama sadece çok uzaktan görebildik. Cılız akıyorlardı. Yıldırım, bu yıl yağmurların azlığı nedeniyle böyle göründüklerini, kışın kar ve yağmur sularıyla besledikleri için çok daha gür bir şekilde aktıklarını belirtti.

Kentin agorasına ulaştığımızda, dükkanlardan kalma bir taşın üzerindeki Latince yazılanlar bugün de hiçbir şeyin değişmediğini anlatır gibiydi… Şöyle yazıyordu: “Vergi yükünün ağırlığından geçinmekte ve dükkanıma bir şeyler almakta zorlanıyorum….”

Söz, çevremizde en çok gördüğümüz zeytin ağaçların açıldığında Yıldırım, bize kendi ağaçlarından ürettiği zeytin yağını överken, “Ben gübre kullanmıyor. Benim zeytinlerim doğal yetişiyor. Böylece yağları da çok güzel oluyor” diyor.

Kayalık arazi üzerinde yer alan Athena Tapınağı kentin en iyi korunmuş yapılarından biri ve yine Hellenistik döneme aittir. Kentteki diğer yapılar arasında, Agora, Bouleuterion, Tiyatro ve Endymion Kutsal Alanı yer almakta. Bafa Gölü önceleri denizle bağlantılıydı ve Miletos, Priene ve Myus gibi Herakleia da bir liman kentiydi. Menderes’in getirmiş olduğu alüvyonlar zamanla Latmos Dağları’na doğru uzanan bu girintinin denizle ilişiğini kesti ve bir göl haline getirdi. Herakleia’nın tarihsel öneme fazlasıyla sahip olmamasının nedeni Miletos gibi metropol bir şehrin gölgesinde kalmış olmasının yanı sıra denizle olan bağlantısının kesilmiş olmasıyla da açıklanabilir. Çünkü deniz ticareti her kent gibi Herakleia için de çok önemliydi.

Latmos Dağları’ndaki kaya resimleri ilk kez 1994’te keşfedilmiş. Bunlar, Batı Anadolu tarih öncesi kaya tasfirlerinin ilk tanıkları. Dağın daha çok batı yamaçlarına dağılmışlar. Genellikle kırmızı aşı boyası ile yapılmışlar. Nadiren sarı ve beyaz renk kullanılmış. İşlenen konular, günlük hayattan alınmış sahneler. Kadın ve erkek figürleri, ana motifler. Hayvan resimlerine ender rastlanıyor. Resimlerde ayrıntılara rastlanmazken, erkekler çıplak, kadınların ise etek veya önlük giydikleri ima edilmeye çalışılmış. Biz de Yıldırım sayesinde bir şapel ve bir kayanın içine işlenmiş dini figürleri gördük. O olmasa onları da zor bulurduk diye düşünüyorum.

#bafa gölü, #latmos, #kapıkırı, #herakleia, #muğlada gezilecek yerler, #muğlada görülecek yerler

Latmos Dağları’nda geçmişte birçok manastır varmış ama bunlardan sadece ikisi günümüze kadar gelmiş: Stylos ve Yediler Manastırı. Stylos Manastırı antik kent içinde yer almıyor. Buraya ulaşmak için Kapıkırı Köyün’den 4 saat civarında yürümeniz gerekiyor. Manastırda M.S 10’uncu yüzyılda Paulos adlı bir keşişin yaşadığı biliniyor. Manastırın biraz yukarısında ise freskli bir mağara var.

Kapıkırı’na gelmeden önceki köyün adı Gölkaya Köyü. Buradan yapacağınız 1 saatlik yürüyüşle ulaşacağınız, bölgedeki ikinci önemli manastır ise Yediler Manastırı. Bu manastırın yolu, Stylos Manastırı’na göre daha düzgün ve işaretlenmiş. 10’uncu yüzyıldan kalma olan manastır içinde 2 kilise ve 1 şapel bulunuyor. 1994 yılında keşfedilen 8 bin yıllık kaya resimleri de burada. Burada yaşayan ilk insanların günlük yaşamına ışık tutan resimlerde erkek, kadın ve çocuk figürleri seçilebiliyor. Manastırın avlusunda bulunan bir kayada da Hz. İsa’nın hayatından kesitler sunan freskler var.

SONSUZ AŞK UYKUSU

Anadolu, binlerce aşk hikayesiyle doludur. Çoğu da hüzünlü biter. Latmos’taki efsane ise sonsuz aşkın hikayesidir. Beş bin yıl önce, Güneş tanrısı Helios ve şafak tanrıçası Eos’un kardeşi olan, başında bir yarım ay, elinde meşalesiyle dünyayı dolaşan güzel Ay tanrıçası Selene (Artemis), Latmos’ta yaşayan çoban Endymion’u uyurken görür ve aşık olur. Güzel ay tanrıçasının aşkı karşılıksız kalmaz. Endymion da ona aşık olur. Yemyeşil çimenlerin, türlü çiçeklerin yeşerdiği Latmos’ta sürüsünü otlatan Endymion, tüm gün Selene için kavalıyla kimi zaman hüzünlü, kimi zaman neşeli şarkılar çalar. Efsaneye göre, güneş batıp gece olunca Latmos yamaçlarına, sevgilisinin yanına iner Selene. Geceleri uykuya daldığında sessizce sevgilisinin yanına gelip okşayıp sevmeye başlar Endymion’u. Uzun gündüzlerin bitip, sevgilisinin kollarında olacağı geceyi özlemle bekleyerek geçirir günlerini Endymion. Güneşin yeryüzünden çekilip, şafak tanrıçanın atlarına binip gecenin perdelerini güneşe aralayacağı zamana kadar birlikte olur aşıklar. Günün ilk ışıklarında Selene, sularda yıkanıp gökyüzüne yükselir. Ancak Endymion ölümlü, Selene ise bir tanrıçadır. Ve sonunda Selene, sevdiğini ölümsüz bir uyku bahşeder. Öyle ki bugün bile dolunaylı gecelerde gölün suyunun ağlıyormuş gibi titreştiği, Selene’nin Latmos’ta bilinmeyen bir mağarada sonsuz uykusundaki Endymion’u ziyaret ettiğine inanılır.

Latmos’ta yaşanan bu aşk hikayesi o kadar sevilir ki, İtalya’daki Siena Katedrali’nin tavan süslemelerinde, Hollanda’nın Soestdijk Sarayı’ndaki tablolarda, pek çok mezar steli ve lahitte, ölümsüz aşkı anlatmak için kullanılır.

BAFA GÖLÜ’NDE TEKNE TURU

Söke ovası 2 bin yıl kadar önce denizdi, burada büyük bir körfez vardı. Büyük Menderes’in getirdiği alüvyonlar körfezi doldurdu ve ova haline getirdi. Bugünkü Bafa Gölü denizden bir parça olarak arada kaldı. Gölün suyu tuzlu bu nedenle tatlı su balıklarının dışında levrek, çupra gibi balıklar da yetişiyor. Bölge halkının favorisi ise yılan balığı. Burada balıkçılıkla ya da yazın tekne turları yaparak geçimini sağlayanlar da var. Gölün üzerinde iki ada bulunmakta. İkiz adalardan biri aslında tam ada değil, bir kumulla karaya bağlı. Göldeki adalarda manastırlar, kiliseler kurulmuş. Tekne turlarıyla bu adaları gezebilir, gölün suyunda serinleyebilirsiniz. Gölün çevresi zeytinliklerle çevrili. Bu nedenle gölün çevresindeki lokantalarda yapılan yemeklerin hepsi zeytinyağı ile yapılmakta.

#bafa gölü, #latmos, #kapıkırı, #herakleia, #muğlada gezilecek yerler, #muğlada görülecek yerler

NASIL GİDİLİR? NE YENİR?

Bodrum Havaalanı’ndan 52 kilometre, Milas’tan ise 37 kilometre uzaklıkta olan Kapıkırı köyüne otobüsle İstanbul ya da İzmir’den geliyorsanız Milas Otogarı’nda inmelisiniz. Sonrasında minibüslerle Bafa’ya gelebilirsiniz. Arabanızla geliyorsanız, web haritalarından yolunuzu bulmanız çok daha kolay.

Bafa’ya geldiğinizde gölde bol miktarda olan yılan balığını denemeyi unutmayın. Köylülerin, tenekede pişirdiği balık, oldukça lezzetli.

#bafa gölü, #latmos, #kapıkırı, #herakleia, #muğlada gezilecek yerler, #muğlada görülecek yerler

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s