Metropolis’te Kırmızı Başlıklı Kız

Siz hiç antik tiyatroda sahneye çıktınız mı? Bunun için ya sanatçı olmanız ya da çabuk sıkılan ve dikkatini çekmeniz gereken bir çocuğa sahip olmanız lazım… Böyle olunca, Metropolis’in tiyatrosunda, yüzlerce yıl sonra Kırmızı Başlıklı Kız’ı sahnelemiş olduk.

Çocuk sahibi olanlar bilir. Onlarla gezmek epey zorludur; hele ki Lena gibi beş yaşında bir çocukla. Ancak yine de eğlenceli ve öğretici olabilir bu yolculuklar. Öncelikle yol boyunca daha çok tuvalet ve ‘sıkıldım’ molası vermeyi göze almalısınız. Tabi bir de dünyayı keşfetmeye çalışan her çocuğun yaptığı gibi çokça soru sormasını. Keyifli yanları ise, çocuktan gelen basit bir soruyla önünden geçip gidebileceğiniz şeylere dikkat kesilmek, sınırsız merakla öğrenme açlığına tanık olmak ve biz yetişkinlerin nerede, ne zaman bunlardan vazgeçtiğini hatırlamaya çalışmak.

#torbalı #metropolis #ana tanrıçanın kenti #izmirde gezilecek yerler #izmirde görülmesi gereken yerler

Bir yaz sabahı, sonunda denize çıkacağımız uzun bir rotayla yola çıktık. İlk durağımız ‘Ana Tanrıçanın Kenti’ olarak bilinen Metropolis’ti. Burası, Torbalı’ya beş kilometre uzaklıkta, arkasında Antik Gallesion (Alaman) Dağı bulunan tepeye kurulmuş bir İyon kenti. Kentin bulunduğu SİT alanı, yaklaşık 200 dönümlük bir araziyi kaplıyor. Kent, M.Ö. 3’üncü yüzyılda Büyük İskender’in komutanlarından biri olan Lysimakhos ve adamları tarafından kurulmuş. Metropolis adını, tabiatın ana tanrıçası olan Meter Gallessia’dan almış. Metropolis’in, zamanında zeytinyağı ve kaliteli şarap yapımında oldukça başarılı olduğu biliniyor. Hatta ünlü coğrafyacı Strabon, güzel şarap yapan kentleri sayarken, Metropolis’i de bu listeye dahil etmiş.

Metropolis, iki önemli İyon kenti olan Smyrna ve Efes’i birbirine bağlıyormuş. Bu yüzden antik çağda ekonomik açıdan oldukça iyi durumdaymış. M.S. 2’nci yüzyıl sonrasında kent, tepenin batı yamaçlarına ve düzlüklerine doğru genişlemiş.

Akropol
Akropol

Metropolis ilk olarak, 17’nci ve 18’inci yüzyıllarda yaşamış olan Spon ve Wheler’nin bölgeyi anlatan çalışmalarında kayıt altına alınmış. Kentteki ilk bilimsel çalışma, 1860’lı yıllarda İzmirli araştırmacı A. Fontier tarafından yapılmış. Fontier, araştırmaları sonucunda, antik kentin çevresindeki Çevlik ve Fetrek çaylarının antik isimlerini ‘Astraios’ ve ‘Phyrites’ olarak saptamış. Ayrıca kent kalıntılarını da tarif etmiş. İlk ayrıntılı çalışma ise Avusturyalı bilim adamı J.Keil tarafından I. Dünya Savaşı’ndan önce gerçekleştirilmiş. 1972-1975 yılları arasında Prof. Dr. Recep Meriç, Metropolis’te, sonuçları daha sonra Almanya’da yayımlanan sistematik bir yüzey araştırması yapmış. 1989 yılına gelindiğinde ise Torbalı Belediyesi’nin öncülüğünde bilimsel kazılara başlanmış. 16 yıldır da kazılara, Sabancı Vakfı destek veriyor.

#torbalı #metropolis #ana tanrıçanın kenti #izmirde gezilecek yerler #izmirde görülmesi gereken yerler

Tepeye doğru uzanan basamakları çıkarken karşımıza ilk olarak tiyatro yapısının doğusunda bulunan özel konut çıkıyor. Fresk ve mozaiklerle dekore edilmiş bu yapıdaki mozaik örnekleri, Batı Anadolu’nun en seçkin örnekleri arasında yer alıyor. Moziklerdeki figürlerde, elinde thyrsos (ucunda çam kozalağı takılı bir sarmaşık olan asma dallarıyla sarılı bir değnek) tutan Şarap Tanrısı Dionysos ve eşi Ariadne ile Dionysos perilerinden Maenad figürleri bulunuyor. Portre şeklinde hazırlanmış bu köşe figürleri arasında ellerinde kadeh tutan Eroslar görünüyor. Moziklerde, kuş ve balık tasvirlerinin yanı sıra tiyatro maskları da dikkat çekiyor. M.S. 2’nci yüzyıla tarihlendirilen yapının, tiyatro etkinliklerinde konuk evi veya resepsiyon salonu olarak kullanıldığı düşünülüyor.

Küçük ve zarif tiyatro yapısı, Metropolis’in iyi korunmuş yapılarından biri. 3 bin 600 kişilik tiyatronun orkestra ve alttaki oturma sıraları erozyon nedeniyle toprak altında kalmış. Bu yüzden bugüne tüm güzelliğiyle ulaşabilmiş. Tiyatroda ele geçen yazıtlardan, mekanın sadece tiyatro gösterileri için değil, sosyal ve dini törenler için de kullanıldığı anlaşılıyor. Oturma sıralarının köşelerindeki grifon ayakları, tiyatroya zariflik katmış. Aslı İzmir Arkeoloji Müzesi’nde bulunan ‘Grifonlu Soylu Koltuğu’nun bire bir kopyası da antik tiyatrodaki orijinal yerinde duruyor. Gezimizin bu noktasında, yanımızdaki küçük çocuk sıkılmaya başlıyor. Yüzlerce basamağı ve yokuşları onu omzumuza alarak hızla çıkıp, geziyi bir an önce bitirmemizi istiyor. Çünkü sonrakini merak ediyor; “Buradan sonra nereye gideceğiz?”

İşte bu noktada, antik kent ziyaretine, mini bir dramayla ara veriyoruz. Lena’nın isteği üzerine, Kırmızı Başlıklı Kız’ı (elimizden geldiğince) canlandırmaya çalışıyoruz. Antik tiyatroda yankılanan en acemice oyun, belki de bu sıralarda oturan en küçük izleyicinin alkışını alıyor. Tabi biz de sabrımız ve azmimiz için kendimizi alkışlıyoruz. Artık şehri gezmeye devam edebiliriz.

Hamam kompleksi, soğukluk bölümünün yanında uzanan salon, beş adet zemini mozaik döşeli bölmeden oluşuyor. İçinde ele geçen günlük kullanım için yapılmış cam ve pişmiş topraktan kaplara dayanarak bu bölmelerden birinin yemek ve davet salonu olarak kullanıldığı düşünülüyor. Kazılarda, hamam yapısının kuzey, güney ve batı dış duvarlarının etrafını dolaşan, üzeri tuğla tonozlarla örtülü koridorlardan birinde genç bir çocuğa ait ayak izlerine rastlanmış. Bu koridorların, servis koridorları olduğu varsayılıyor. Hamamın bitişiğinde yer alan spor kompleksinin M.Ö. 2’nci yüzyılda bir kadın tarafından idare ediliyor olması, şehirle ilgili ilginç bir bilgi olarak karşımıza çıkıyor. Kazılarda bulunan bir yazıtta, sosyal kompleksin yöneticisi olarak Alexandra Mirton isimli bir kadının adı geçiyor. 2 bin 200 yıl öncesine ışık tutan bu bilgi, antik çağda kadınların sosyal yaşamda ve iş yaşamında önemli bir rol oynadığını da kanıtlar nitelikte. Kompleksin köşesine bitişik durumda, 25 kişi kapasiteli olduğu tahmin edilen tuvaletlerin bir kısmı ise, geçmişle ilgili bilgi vermesi için ahşap malzemeyle restore edilmiş.

#torbalı #metropolis #ana tanrıçanın kenti #izmirde gezilecek yerler #izmirde görülmesi gereken yerler

Kentte bir de, ‘Balneum’ adı verilen, 400 metrekarelik kişiye özel hamam yapısı bulunuyor. M.S. 400-500 yıllarına ait olduğu düşünülen bu yapının mermer avlusunun bir kısmında 3-4 kişilik bir havuz açığa çıkarılmış. Yapının içinde, küvet şeklinde bölmeler bulunan ve terleme odası olduğu tahmin edilen farklı odalarda, yerden ve duvardan ısıtma sağlayan ‘Tubuli’ adı verilen bir sistemin olması dikkat çekici.

Balneum
Balneum

Metropolis, coğrafyanın yapısına planlanan, ızgara planlı şehirlere örnek gösterilebilecek kentlerden biri. Dik bir meyille aşağı doğru uzanan arazide kurulan kentin akropolü, yamacın en yüksek noktasında yer alıyor. Ele geçen yazıtlardan, Savaş Tanrısı Ares’in kentin koruyucusu olduğuna inanıldığı ve ona adanmış bir tapınağın olduğu anlaşılıyor. Kentin aşağılarından akropolise merdivenli bir yolla ulaşılırken, hamam kompleksinin alt kısmında etrafı sütunlarla çevrili, ortasında bir havuzun yer aldığı avlu ve kenarına odaların sıralandığı bir konuta rastlıyoruz. Konutta yer alan mozaik süslemeli koridorun her iki ucunda ”İyi şanslar” anlamına gelen dilek, Yunanca ”Agatha Tykhe” ve Latince ”Bona Fortuna” olarak yazılmış.

Kazılarda, 2015 yılında ilk defa dini içerikli bir yapıya rastlanmış. Zeus’a adanmış olan tapınak alanındaki yazıtlara göre, Zeus ilk defa burada ”Krezimos’ unvanıyla anılmış. Metropolis’e ait yerel bir sıfat olduğu anlaşılan Krezimos’un ‘Metropolis’e bolluk ve bereket getiren koruyucu Zeus’ anlamına geldiği düşünülüyor.

#torbalı #metropolis #ana tanrıçanın kenti #izmirde gezilecek yerler #izmirde görülmesi gereken yerler

Kent, M.S. 272 yılında büyük bir tahribata uğramış ve terk edilmiş. Fakat Bizans döneminde tekrar kullanılmaya başlamış. Bu dönemde Arap akınlarından korunmak için, Metropolis kentinin helenistik dönem surları güçlendirilip, kuzeye doğru biraz daha genişletilmiş. Genişletme işlemi yapılırken, sur duvarı meclis binasının tam ortasından geçirilip, antik kentin yapılarının taşları, bu kalenin yapımında kullanılmış.

Metropolis’ten ayrıldıktan sonra dünya harikası olan Kuşadası Dilek Yarımadası Milli Parkı’na gidip kendimizi mavi sulara bıraktık. Bu yolculuk, yorgunluktan çok daha fazla mutluluk ve keşif hazzı bırakıyor geride.

İlk köle isyanı bastırılmış

Metropolisliler; tarihin ilk köle isyanı olan Aristonikos ayaklanmasında Roma’nın yanında yer alarak, Bergamalı Aristonikos’a ve onun Güneş Ülkesi Askerleri’ne karşı savaşmış. Kölelere özgürlük ve yabancılara vatandaşlık hakları gibi söylemlerle yola çıkan Aristonikos’a, Foça (Phokia) destek verirken, Anadoludaki kölelerini kaybetmek istemeyen pek çok krallık ve Efes, Smyrna gibi zengin İyon kentleriyle beraber Metropolis de Roma ordusunun yanında saf tutmuş.

#torbalı #metropolis #ana tanrıçanın kenti #izmirde gezilecek yerler #izmirde görülmesi gereken yerler

11 binden fazla tarihi eser

Elbette ki, kadınların kendilerini güzelleştirme istekleri, eski çağlara dayanıyor. Dönemin imkanlarına göre yaşarken güzelleşmeye çalışan kadınların mezarları da süs eşyaları ve takılarla dolup taşıyor Metropolis’te 2009’da ortaya çıkarılan bir mezar, hırsızların gözünden kaçmış. Hiç açılmamış olan kadın mezarında, 41 adet koku şişesi, aynalar, pullar ve bir çift küpe bulunmuş. Öte yandan antik kentte sürdürülen kazı çalışmaları sırasında seramik, sikke, cam, mimari parçalar, figürler, heykeller, kemik ve fildişi eserler, pithos (depolama küpü) ve birçok maden eserden oluşan 11 binin üzerinde tarihi eser gün yüzüne çıkartılmış. Kazılarda elde edilen eserler, bugün İzmir Arkeoloji Müzesi, İzmir Tarih ve Sanat ile Selçuk Efes müzelerinde sergileniyor.

2020 kazı çalışmalarında birbiriyle bağlantılı 4 sarnıç bulundu.
2020 kazı çalışmalarında birbiriyle bağlantılı 4 sarnıç bulundu.
Alandaki en yoğun buluntular bitkisel ve hayvansal bezemelere sahip sırlı seramikler olarak öne çıkıyor.
Alandaki en yoğun buluntular bitkisel ve hayvansal bezemelere sahip sırlı seramikler

Dört sarnıç bulundu

Metropolis’te birkaç ay önce, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serdar Aybek başkanlığında sürdürülen kazı çalışmalarında birbiriyle bağlantılı dört anıtsal yapı ortaya çıkarıldı. Geç Roma Dönemi’nde kentin su ihtiyacını karşılamak için kullanıldığı düşünülen sarnıçların, olası bir saldırı ya da kuşatma esnasında güçlü surlarla çevrili akropolisteki halkın su ihtiyacını uzun süre karşılaması için yüksek noktalara yapıldığı belirtildi. M.S. 12’nci ve 13’üncü yüzyıllarda ise kent halkının, sarnıçları çöplük olarak kullanmaya başladığı düşünülüyor. Çünkü kazılarda, yemek artığı, hayvan kemiği ve seramik parçalar ele geçirilmiş.

#torbalı #metropolis #ana tanrıçanın kenti #izmirde gezilecek yerler #izmirde görülmesi gereken yerler

#torbalı #metropolis #ana tanrıçanın kenti #izmirde gezilecek yerler #izmirde görülmesi gereken yerler

Tarih ve doğa hazinesi Teos

İon kentleri, yüzyıllara yayılmış tarihsel mirasları barındırır. Ancak Teos, tarihi değeri kadar doğal güzelliğiyle de büyülüyor. İlkbahar çiçekleri, yaşlı zeytin ağaçları ve ünlü mandalina ağaçlarıyla dallarda öten çeşit çeşit kuş, harika bir arınma ortamı sunuyor.

Teos’la ilk kez, çocukken tanışmıştım. O zamanlar bugünkü kazı evi de yoktu, girişteki bariyer de, tel örgü de… Gün yüzüne çıkmayı bekleyen kalıntıların arasından deniz kenarına inerdik. Toprağın altındakilerle ilgili ipucu veren işlenmiş taş parçaları, eski bir masalın yarım yamalak cümleleri gibi sıralanırdı. Biri doğru şekilde birleştiriverse hayranlıkla seyredilecek bir tarih vardı önümüzde. Yıllar sonra, Teos’u yeniden ziyaret ettiğimizde o hikayenin bir parçasının ortaya çıkarıldığını görmek bizi çok mutlu etti. Ama buraya sadece ‘antik kent’ demek büyük haksızlık olur. Büyük bir alana yayılmış hem açıkhava müzesinden hem de ev sahipliği yaptığı hayvanlar, çiçekler ve ağaçlarla koskoca bir dünyadan bahsediyoruz. Bu haftaki rotamızda, hem tarihe hem de doğaya doyacağız.

12 İon kentinden biri olan Teos, antik yazarlar Strabon ve Pausanias’ın aktardığına göre, önceleri kurucusu olan Athamas’ın adıyla, yani Athamantis olarak anılmış. Bir efsaneye göreyse, Athamas’ın kızı Area, oyun oynarken taşlarla ev yapmış. Kenti kurmak için yer arayan babasına, “Buraya kuralım” demiş. Bunun üzerine Area’nın gösterdiği yerde kurulan şehre, Area’nın ilk kelimesi olan ‘Teos’ adı verilmiş.

Antik kentte ilk yerleşimin izleri, M.Ö. 1000’lere dayanıyor. Miletoslu filozof Thales’in, İonya’nın başkenti olmasını önerdiği Teos’un ticari ilişkileri, M.Ö. 6’ncı yüzyılda eski Mısır’a kadar uzanmış. Tüm Anadolu’da olduğu gibi Teos da, M.Ö. 545 yılında Pers hakimiyetine geçmiş. Pers Kralı II. Kyros’un baskıları nedeniyle Teos halkının tamamı M.Ö. 543 yılında şehri terk etmiş. Zamanla birçok Teoslu, kente geri dönmüş ve M.Ö. 334’te Büyük İskender’le kent yeniden özgürlüğüne kavuşmuş.

Dionysos Kutsal Alanı
Dionysos Kutsal Alanı

Kazılarda çıkarılan bir yazıta göre, M.Ö. 304 yılında yaşanan büyük depremden Teos ve komşusu Lebedos büyük zarar görmüş. İki kentin birleştirilmesi planlansa da bu plan hiç hayata geçirilmemiş. M.Ö. 281’de Seleukos Krallığı’nın hakimiyetine giren kent, Dionysos Tapınağı nedeniyle ayrıcalıklı yerini sürdürmüş. M.Ö. 3’üncü ve 2’nci yüzyıllarda önce Pergamon, sonra da Roma himayesine giren kent, çok sayıda şair, müzisyen, tiyatrocu ve şarkıcıya ev sahipliği yapmış. M.Ö. 1’inci yüzyılda ekonomik sorunlar nedeniyle küçülen kent, bir süre Dionysos Tapınağı’nın geliriyle ayakta kalmış. Hıristiyanlığın yayılması ve Efes’le Smyrna’nın önem kazanmasıyla Teos, çöküş dönemine girmiş.

Tiyatro ve kemerlere giden yol

Bu kadar tarih bilgisi yeter. Teos’u gezmeye başlayalım. Teos Antik Kenti’ne girdiğimizde iki tarafında zeytin ağaçları olan bir yol karşıladı bizi. Yolun bitiminde asfalt yolu takip ederek Dionysos Kutsal Alanı’na ulaştık. Kentteki yaşam, diğer İon kentlerine nazaran çok daha önce bittiği için bugüne ulaşan kalıntılar da daha eski tarihli. Bu yüzden zamanın yıkıcı etkisi, Teos’u gezerken hissediliyor. Hele ki Efes gibi, Pergamon gibi ya da Priene gibi önemli İon kentlerini gezdiyseniz ne demek istediğimizi anlarsınız. Teos’ta eksik parçaları, yıkılmış sütunları, olmayan duvarları tamamlamak sizin hayal gücünüze kalmış. Günümüze ulaşabilmiş kaideler, basamaklar ve zemin, zamanında kente ayrıcalıklı bir yer sağlayan Dionysos Tapınağı’nın mimarisine ilişkin ipuçları veriyor. Umarız sonraki ziyaretimizde Teos’ta daha çok yapı oraya çıkarılmış ve restore edilmeye başlamış olur.

#teos, #sığacık, #seferihisar, #izmirde gezilecek yerler, #izmirde görülmesi gereken yerler

Küçük patikadan yürümeye devam ettiğimizde yol ayrımından önce karşımıza, bin 800 yıllık zeytin ağacı çıkıyor. Alanın bir çok yerinde, ziyaretçilerin dinlenmesi için konulmuş banklar, bu yaşlı ağacın çevresinde de var. Burada oturup, M.S. 200’lerde filizlenen bu ağacın nelere tanık olmuş olabileceğini düşünmemek mümkün değil. Anadolu, Yunan ve Mısır mitolojilerinde sıkça bahsedilen zeytin ağacı, kutsallığın, ölümsüzlüğün, barışın ve özgürlüğün sembolüdür aynı zamanda. ‘Ölmez ağaç’ derler zeytine. Homeros’un aktardığı gibi, “Herkese aidim ve kimseye ait değilim. Siz gelmeden önce de buradaydım. Siz gittikten sonra da burada olacağım” dese yeridir. Çünkü bu ağaç, yüzlerce yıldır kökleriyle sımsıkı tutunduğu toprakta yaşamaya devam ediyor. Bizden çok sonra da dallarını rüzgarda savuracak. Üstelik adı bile var bu ağacın: Umay Nine. 2018 yılında Seferihisar Belediyesi, Umay Nine de dahil olmak üzere ilçedeki en genci 500 yıllık ağaçlardan elde edilen zeytinyağlarını satışa çıkarmıştı. Umay Nine’nin zeytinlerinden çıkan yarım litre yağa, 30 bin lira verilmişti. Müzayedede toplanan 47 bin 750 lira, öğrencilere burs olmuştu.

Akropol’den manzara
1800 yıllık zeytin ağacı; Umay Nine
1800 yıllık zeytin ağacı; Umay Nine

Umay Nine’ye sarılıp yolumuza devam ediyoruz. Teos Antik Kenti’nin içerisinde Hellenistik ve Roma dönemi kalıntıları, agora, tiyatro, Akropol, Odeaon, surlar, antik liman görülmesi gereken tarihi kalıntılar arasında yer alıyor. Tiyatrosu ve arkasında yukarı kadar çıkan patika, keyifli bir keşif serüveni yaşatıyor. Akropol’ün ve Arkaik tapınağın yer aldığı tepe ise, müthiş bir manzaraya sahip. Antik kentin büyük dikdörtgen taş bloklarla inşa edilmiş olan limanına ait kalıntılar, hem deniz içerisinde hem de karada takip edilebiliyor. Antik dönemde gemi ve kayıkların bağlanmış olduğu delikli taşlar, bugün hala balıkçılar tarafından kullanılıyor. M.Ö. 6’ncı yüzyıldan itibaren zenginliğini deniz ticaretinden alan Teos Limanı, Karagöl mevkisindeki mermer ocaklarından çıkarılan Teos Grisi ve Africano mermer cinslerinin Roma’ya taşınıyor olması nedeniyle de ayrıca önem taşıyor.

Tiyatro
Tiyatro
Tiyatronun kemerlerin üstünden görünüşü
Tiyatronun kemerlerin üstünden görünüşü
Meclis binası

Bu geniş alan, tarihin yanı sıra bir doğa hazinesi de barındırıyor. Seferihisar ve Teos Yaşayan Parkı mandalina tarımının önemli noktalarından biri. Alandaki mandalina bahçeleri, Teos Yaşayan Park’ta yaşamın devamlılığını sağlayan unsurlardan biri. Dionysos Kutsal Alanı ve tiyatronun yakınındaki iki tabelada, Teos’taki görebileceğiniz ilkbahar çiçekleriyle bazıları yerleşik bazılarıysa göçebe olan kuş türleri yer alıyor. Bu yüzden Teos’u ilkbaharda gezmek doğru bir tercih olacaktır. Teos Yaşayan Park’ta bugüne kadar 350 kadar bitki türü keşfedilmiş. Çiriş Otu, Kum Süseni, Sarı Yıldız, Adaçayı Yapraklı Laden, Mor Yıldız, Perçem, Böcek Orkidesi, Arap Sümbülü, Gladiyol, Sarı Orkide, Anemon, buranın ilkbahar çiçekleri. Ve bu çiçeklerin açtıkları döneme o çiçeğin adı veriliyormuş. Biz gittiğimizde her yerde Çiriş Otu vardı. Demek ki Teos’un Çiriş Otu dönemine denk gelmişiz.

#teos, #sığacık, #seferihisar, #izmirde gezilecek yerler, #izmirde görülmesi gereken yerler

Bunca bitki ve ağaç olur da hiç kuş olmaz mı? Bölgede 100 civarında kuş türü tespit edilmiş, bunlardan en sık görülen 15 tanesiyle ilgili bilgilerin yer aldığı bir tabela hazırlanmış. Bu türlerden, Taşkuşu, Saka, Tarla Kirazkuşu, Karatavuk, Güvercin, Kumru, Büyük Baştankara, Küçük Karga ve Ak Kuyruksallayan yıl boyu görülenlerden. Sığırcık ve Kızılgerdan, Teos’u kışın ziyaret ederken, Kızıl Sırtlı Örümcekkuşu, Benekli Sinekkapan, İbibik ve Kır Kırlangıcı ise yaz göçmenleri. Ayrıca çeşitli su ve kıyı kuşu, balıkçıl ve ördek türlerinin yanı sıra tepeli karabatak, gümüş martı ve karabaş martı kolonileri önemli yer tutuyor. Teos Yaşayan Park, yerli ve göçmen karasal kuş türleri ile kızıl şahin, kerkenez, kukumav gibi yırtıcı kuşların da yaşam ya da üreme alanı.

Teos’u, etrafımızdaki kuş seslerine kulak kesilerek ve gördüğümüz kuşun hangi tür olduğunu bilmeye çalışarak gezdik. Özellikle bizim gibi yanınızda çocukla geziyorsanız bu daha da ilginç bir deneyim haline geliyor. ‘İlk karatavuğu kim görecek?’ ya da ‘Sarı Orkide’yi bulan kazanır’ gibi oyunlarla hem algılarını güçlendirebilir, hem de gezinizi daha keyifli hale getirebilirsiniz.

İki saatten uzun bir sürede gezilecek olan antik kentte, bir çok yerde bankların olması en çok hoşumuza giden ayrıntı oldu. Seçtiğiniz bir köşede, çantanızdaki sandviçle içeceği tüketip biraz mola verebilirsiniz. Bankların yerleri bizi ayrıca mest etti. Öyle ki hepsinde oturup fotoğraf çektirmek istedik. Mesela Akropol’e nefes nefese çıktığımızda, manzaraya karşı dinlendik. Hatta vazgeçilmezimiz olan kahvelerimizi de orada yudumladık. Ağaçların arasındakiler, bize durup doğayı dinleme fırsatı sundu.

Akropol’deki Arkaik Tapınak

Alanda, Ege Bölgesi’nde yemeklerde ve salatalarda kullanılan otlar da yetişiyor. Eğer bu bitkileri tanıyorsanız yanınızda bir poşet getirin. Çünkü biz gezimiz boyunca ot toplayan çok sayıda kadına rastladık. Belki bir sonraki ziyaretimizde biz de, akşamki salatanın ya da yumurtalı ot kavurmasının malzemelerini Teos’tan toplarız.

#teos, #sığacık, #seferihisar, #izmirde gezilecek yerler, #izmirde görülmesi gereken yerler

Sanatçılara imtiyaz sunulmuş

Roma mitolojisinde Şarap Tanrısı Dionysos’un kenti olan Teos, tarihte ilk sanatçı topluluğu olan Dionysos Sanatçıları Birliği’ne yüzyıldan uzun süre ev sahipliği yapmış. Teoslular, M.Ö. 3’üncü yüzyılın sonlarında, ekonomik açıdan onları rahatlatacaklarını düşündükleri için Dionysos sanatçılarını kente davet etmiş. Daha sonra, birçok yere elçi gönderilerek Dionysos Sanatçılar Birliği’nin tanınması için girişimlerde bulunulmuş. Kentteki büyük Dionysos tapınağı bu dönemde yaptırılmış, ilk ve tek altın para bastırılmış, Kral Antiokhos ve karısı için festival düzenlenmiş. O dönemlerden kalma yazıtlardan elde edilen bilgilere göre birlik üyelerine sağlanan imtiyazlar arasında, dokunulmazlık, korunma, vergi muafiyeti, dini görevlerden muafiyet, tiyatro ve halk toplantılarında ön sırada oturma, bağış kabul etme, hukuksal durumlarda öncelik gibi imtiyazlar varmış.

Dionysos Sanatçılar Birliği, Teos kentinden bağımsız bir yapıya sahipmiş. Birliğin ayrı yasalara, resmi görevlilere, geleneklere, dini uygulamalara ve hatta ekonomik gelire sahip olması Teos’un dış ilişkilerinde de söz sahibi olmasına neden olmuş. Sanatçılar, Teos’un onlara sağladığı dokunulmazlıktan yararlanmış, Teoslular ise birlik sayesinde hem ekonomilerini düzeltmiş hem de Hellenistik krallıklarla aralarını iyi tutmuş. Ancak M.Ö. 2’nci yüzyılın sonlarında birliğin otonom yapısı ve ekonomik kaynakların paylaşılması sorun yaratmış. Sorunlar çözülemez noktaya gelince, topluluk, önce Ephesos’a, sonra Myonnessos’a ve son olarak Lebedos’a gönderilmiş. Birliğin üyeleri arasında, şairler, Anakreon, Antimakhos, Epikuros, Nausiphases, Apellikon ve tarihçi Hekataios da yer almış.

#teos, #sığacık, #seferihisar, #izmirde gezilecek yerler, #izmirde görülmesi gereken yerler

Nasıl gidilir?

İzmir’in Seferihisar İlçesi, Sığacık Mahallesi’nde yer alan antik liman kenti Teos, İzmir’in yaklaşık 60 kilometre güneybatısında yer alıyor. İZBAN ve metro aktarması yaparak, Üçkuyular ilçe otogarına gidip, 730 Fahrettin Altay-Seferihisar isimli belediye otobüsüyle Seferihisar’a gidebilirsiniz. Kendi aracınızla gitmek isterseniz Sığacık’tan devam ettiğinizde yaklaşık 8 dakika sonra Teos Antik Kenti’nde olursunuz.

#teos, #sığacık, #seferihisar, #izmirde gezilecek yerler, #izmirde görülmesi gereken yerler