Ana Sayfa

Son yazılar

#izmirde gezilecek yerler #izmirde görülmesi gereken yerler #gezi #kültür #doğa #tarih

Bir atık pille Yeşilova’ya giriş

İzmir’deki tüm alışveriş merkezlerini avcumuzun içi gibi biliyoruz da, şehrin içindeki kültür mirasından bir çoğumuzun haberi yok. Yeşilova Höyüğü Ziyaretçi Merkezi, tarih severleri binlerce yıllık serüvene dahil etmeye hazır. Hem de sadece bir atık pil karşılığında.

Yüzyılın keşfi: Hekatomnos Anıt Mezarı

Bodrum’daki Halikarnas Mozolesi’ni sorsam biraz gezmeye meraklıysanız, bilirsiniz. Peki onun öncülü ve çok daha iyi durumdaki Hekatomnos Anıt Mezarı’nı biliyor musunuz? Ya onun akıl almaz soygun hikayesini?

Karia’nın din merkezi: Labranda

Muğla Milas’ta bulunan Labranda Antik Kenti, şehir dışında, dağlık bir araziye kurulmuş bir tapınak olmasından ötürü günümüze kadar son derece iyi korunmuş bir şekilde gelmiş. Bu da bize dini olduğu kadar siyasal önem taşıyan bu merkezi inceleme fırsatı sunuyor.

Ölmez ağacın izinde üç müze

Kutsallığın, özgürlüğün, bilgeliğin, ölümsüzlüğün, barışın sembolü, dünyanın ilk ağacı… Anlat bana kaç yaşındasın? Kim ekti tohumunu toprağa? Kimler dallarından topladı zeytinlerini, kimlerin sofralarına gittin? Kaç kişiye şifa, kaç hayvana yuva oldun? Kaç yaz, kaç kış gördün? En çok ne zaman mutlu oldu köklerin? Kaç kuşak gelip geçti yanından?

Efes’in zenginliği göz kamaştırıcı

Binlerce yıl öncesinde doğunun ve batının kesişme noktası olan liman kenti Efes’in tarihi zenginliği ve mimarisi görenleri büyülüyor. Antik kentten çıkan eserler Efes Müzesi’nde, ziyaretçilere şehrin hikayelerini fısıldıyor. Efes Artemisi, Celsus Kütüphanesi, Yamaç Evleri ile ünlü Antik Çağ’ın mega kentinde gizemlerin izinde yürüdük.

Yel değirmeninin ucunda Foça

Sizi ileriye taşıyan, yeni şeyler öğrenmenizi ya da yapmanızı sağlayan şey nedir? Bizim buna cevabımız: Merak. Her yaz ve bazen kışın da defalarca gittiğimiz Foça’ya da daha önce bakmadığımız bir gözle bakma isteğimizin kaynağı…

Marmaris’te aşka gelin

Ege ile Akdeniz Bölgesi’nin kesişim noktasında yer alan Marmaris, misafirlerine tüm güzelliklerini içtenlikle sunmayı sürdürüyor. Aşık olunabilecek bu ilçe, pek çok sürpriz barındırıyor.

İsimler değişir, Cunda aynı kalır

Nesos, Ekatonisos, Moshonis, Galat, Alibey ya da Cunda… Tarih boyunca ismi değişse de Cunda, Arnavut kaldırımlı dar sokakları, gürültü patırtıdan uzak günlük hayatı ve sokaklarında dolaşırken size eşlik eden tarihiyle var olmaya devam ediyor. Ancak Cunda’dan önce rotamızda Küçükköy var.

Uzun yoldan Ayvalık

Ayvalık’ta iki günlük telaşsız bir tatil planladık. Giderken de uzun olan yolu seçtik. Bu yol bizi, Kozak Yaylası’nın doğal güzelliklerine, yayla köylerine ve o köylerin samimi, misafirperver insanlarına götürdü. Ayrıca yolda geçirdiğimiz süre 2 saat arttığı için Ayvalık’taki korkunç fırtınaya da yakalanmadık.

HERAKLEİA: Herkül’e adanmış kent

Okuduğumuz mitolojik hikayelerin etkisiyle Herakleia Antik Kenti’ni keşfetmek için yola çıktık. Yol bizi, Bafa’nın serin sularına, Latmos Dağları’nın kayalık arazilerine ve pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış topraklara götürdü.

Kadın kahinleriyle ünlü Erythrai

Sahil yerleşimlerinin keşmekeşinden sıkılıp rotamızı Ildırı’ya çevirdik. Bizi, tarihi 5 bin yıl öncesine dayanan Erythrai Antik Kenti ve tiyatro sahnesinde onlarca yıl önce kök salmış badem ağacı bekliyordu. Bir de kehanetleri dilden dile dolaşan Sibyllaların gizemli öyküleri…

Tatil demek Fethiye demek

Anadolu efsaneler için verimli bir toprak gibidir. Doğusundan batısına, güneyinde kuzeyine içinde mitler taşıyan bu coğrafya, savrulup duran hikayeleri geçmişten geleceğe taşır. Kulaktan kulağa yayılan bu öyküler, belki bir gün bizi olduğu gibi sizi de arkasından sürükler. Yol, Tanrı Apollon’un Finike Kralı Agenor’un kızlarından birine aşık olup, kalbini çalmak için sevimli bir köpeğe dönüştürdüğü ana çağırırsa sizi, bilin ki siz bu iki sevgilinin doğan erkek çocuklarına verdiği ismi taşıyan ilçeye, Telmessos’a, yani Fethiye’ye gitmek üzeresiniz.

Metropolis’te Kırmızı Başlıklı Kız

Siz hiç antik tiyatroda sahneye çıktınız mı? Bunun için ya sanatçı olmanız ya da çabuk sıkılan ve dikkatini çekmeniz gereken bir çocuğa sahip olmanız lazım… Böyle olunca, Metropolis’in tiyatrosunda, yüzlerce yıl sonra Kırmızı Başlıklı Kız’ı sahnelemiş olduk.
Çocuk sahibi olanlar bilir, onlarla gezmek epey zorludur; hele ki Lena gibi beş yaşında bir çocukla. Ancak yine de eğlenceli ve öğretici olabilir bu yolculuklar. Öncelikle yol boyunca daha çok tuvalet ve ‘sıkıldım’ molası vermeyi göze almalısınız. Tabi bir de dünyayı keşfetmeye çalışan her çocuğun yaptığı gibi çokça soru sormasını.

Tarih ve doğa hazinesi Teos

Teos’la ilk kez, çocukken tanışmıştım. O zamanlar bugünkü kazı evi de yoktu, girişteki bariyer de, tel örgü de… Gün yüzüne çıkmayı bekleyen kalıntıların arasından deniz kenarına inerdik. Toprağın altındakilerle ilgili ipucu veren işlenmiş taş parçaları, eski bir masalın yarım yamalak cümleleri gibi sıralanırdı. Biri doğru şekilde birleştiriverse hayranlıkla seyredilecek bir tarih vardı önümüzde. Yıllar sonra, Teos’u yeniden ziyaret ettiğimizde o hikayenin bir parçasının ortaya çıkarıldığını görmek bizi çok mutlu etti.

Bahara Datça’da ‘merhaba’ diyin

Virajlı yolları göze alabilirseniz Datça’da bir çok güzellik sizi bekliyor. Hele ki yaz sezonunda değil de Şubat-Mart gibi giderseniz mis gibi kokan badem çiçekleriyle yeni yeni uyanan doğayı da selamlamış olursunuz. Yol boyunca, bir tarafta çiçeğe durmuş badem ağaçları, diğer tarafta ise zeytin bahçeleri size eşlik edecek. Sonra ansızın masmavi deniz çıkacak karşınıza.

İzmir Arkeoloji Müzesi binası

İzmir Arkeoloji Müzesi’nde neler oluyor?

Uzun zamandır sessizliğe bürünen İzmir Arkeoloji Müzesi’nde bir hareketlilik başladı. Yıl boyunca devam edecek ‘Görmediklerinizi Göreceksiniz’ sergi dizisi, 2022’de de süreceğe benziyor. Ayrıca müze içinde de köklü değişiklikler yapılacak. Gelin, kabuk değiştiren müzeyi birlikte gezelim.

Ege Denizi’nin incisi: Bozcaada

Türk ve Rum mahalleri arasında dolaşırken sarhoş olmak, plajları ve koylarında dinlenmek, bağ yolunda yürürken doğanın tadını çıkarmak istiyorsanız Bozcaada’ya mutlaka gitmelisiniz. Bozcaada demek doğa, tarih, kültür ve eğlence demek.

İnsanlığın ilkleri Sardes’te

İnsanlık tarihinin önemli dönemeçlerinin yaşandığı, tarihinin her satırıyla sizi hayrete düşürecek bir kenti ziyaret etmek istiyorsanız, hiç öyle Roma’ya, Viyana’ya, Paris’e falan gitmenize gerek yok. Zaten pandemi nedeniyle pek mümkünatı da yok. Ama yanı başınızda İran’ın Susa şehrinde biten 2 bin 400 kilometrelik ünlü Kral Yolu’nun başlangıcı, Lidya devletinin başkenti Sardes Antik Kenti var.

Aşıklar Çeşmesi 1800 yıldır çağlıyor

Burdur’un antik güzelliği Sagalassos’ta Antoninler Çeşmesi tüm ihtişamıyla zamana meydan okuyor. Bugün hala dünyada antik kentler içinde çalışan 3 çeşmeden biri olan Antoninler’den su içenlerin aşık olacağına inanılıyor. Burdur, Akdeniz Bölgesi’nde 300 bin nüfuslu şirin bir ilimiz. Göller bölgesinde yer alan Burdur, barındırdığı güzelliklerle özellikle yaz aylarında yurtiçinden ve yurtdışından pek çok insanı kendine çekiyor. Günübirlik turlara katılmak isteyenler bölgeye girmek için özellikle lavanta hasadından önceki zaman dilimini seçiyorlar ki renkli görüntüleri fotoğraf albümlerine ekleyebilsinler. Ne zaman derseniz, Haziran ile Temmuz ayının ikinci haftası arasında deriz…

Manisa’nın açık hava müzesi KULA

Bu hafta, Germiyanoğulları beyliğinin başkenti olan, dar sokakları, Türk ve Rumlara ait tarihi evleri, nesilden nesile aktarılan meslekleriyle adeta bir açık hava müzesi olan Kula’dayız. Manisa’nın bu ilçesi, Osmanlı ve Rum mimarisine ait bini tescilli 3 bin tane tarihi eviyle zamanın haşin gücüne direniyor. Kula’nın her bir sokağı, kapalı kapıları, yıkılmaya yüz tutmuş evlerinin her biri, başka bir hikaye anlatıyor. Gelin hep birlikte, Kula’nın dar sokaklarında gezelim. Eski çeşmelerinin yanında soluklanalım. Tarihi evlerinden yükselen hikayelere kulak verelim.

Klaros’un gölgesinde

Lebedos ve Kolophon, Menderes’teki iki antik kent. Bugün ne Lebedos’la ilgilenilmiş ne de Kolophon’la. Her ikisi de birer tabelayla toprağın altında. Peki, Kolophon’a bağlı olan Apollon Klaros Bilicilik Merkezi’ni özel kılan şey nedir? Yaylalara, ormanlara, kıyı kasabalarına, göl kenarlarına, kısacası doğanın kendini cömertçe gösterdiği yerlere ulaşmayı seviyoruz ama en çok hangisi derseniz, tarihi mekanlar deriz. Geçmişte yaşamış insanların izleri arasında nefes almak, ruhani gücüne inanılan tapınaklarında dolaşmak, kutsal olduğu düşünülen topraklarında gezmek ve her adımda yeni bir şeyler öğrenmek çok güzel.

Bilge Bias’ın evi: Priene

Yolculukların en keyifli anları, yoldan çıktığımız anlar olmuştur. Rotada olmayan, ‘Hadi şuraya da bir bakalım’ dediğimiz her yerden gülen yüzlerle ayrılırız. Bizim gibi tarih ve kültür meraklıları için yolda en cezbedici unsur kahverengi yol tabelaları olmuştur. Geçen haftaki eski Doğanbey gezimizden dönerken de aynı bölgedeki Priene’nin tabelası ve antik kente giden ağaçlı yol aklımızı çeldi. Eski bir su kemerinin önündeki geçerek ulaştığımız kentte bizi basamaklar karşıladı. Yüzlerce yıl önce Prienelilerin tırmandığı basamakları çıkarken epey yorulduk. Ancak bu zarif kent, yorgunluğumuzu unutturacak güzellikler sundu.

Doğanbey, zamana direniyor

Ege sahilleri, binlerce yıldır insanlığa ev sahipliği yapmış, medeniyetlerin yeşermesine olanak sağlamıştır. Özellikle büyük nehirlerin beslediği topraklarda tarihin o kadar çok izi vardır ki hepsine ulaşmak için bir ömür yetmez. Yine bizim gibi hikaye meraklıları, tarihin izini sürmek, küçücük de olsa bir parçasını öğrenmek için yollara düşerler. Biz de sınırlı zaman dilimini en verimli şekilde kullanabileceğimiz bir gezi planıyla sabahın erken saatlerinde yola çıktık. İlk durağımız Aydın’ın Söke ilçesinde eski bir Rum yerleşimi olan, Büyük Menderes Deltası’nın alabildiğince görüldüğü Doğanbey Köyü…

Denize bakıp soluklanmak

Denize bakıp soluklanmak

‘Deniz’ deyince sizin aklınıza ne geliyor? Yaz, yüzmek, serinlemek, tatil? Oysa ki biz dört mevsim, huzur bulmak, arınmak, düşünmek, sakinleşmek, mutlu olmak için denize bakmanın, dalgaların sesini dinlemenin, sonsuz mavilikle bütünleşmenin büyüsüne inananlardanız. Bu yüzden pandemi yasaklarının yeniden sıkılaştığı şu günlerde sizle, insanların arasına karışmayacağınız, hazırladığınız yiyeceklerle keyifli piknikler yapabileceğiniz, termostaki çayınızı ya da kahvenizi içerken huzur bulacağınız yerleri paylaşacağız. Malum yasaklara takılmadan haftanın yorgunluğunu, hastalık stresini atabileceğiniz bu rotalar, tabi ki birbirinden güzel sahillerden başkası olamaz.

Pergamon'dan Bergama manzarası

Bergama’nın sokakları tarih kokar

Zenginliklerin, savaşın ve iktidarın kenti… Atina geleneğinin varisi… Ölümün giremediği Asklepionun sahibi… Panzehirin bulunduğu şifa merkezi… Gurbetçi Zeus Sunağı’nın asıl yurdu… Mısır’ın papirüsünü parşömenle alaşağı eden şehir… Baştan söyleyelim, Bergama öyle bir günde gezilebilecek bir yer değil. Tarihi ve kültürel zenginliklerinin farkına varmanız, gördüklerinizin keyfini çıkarmanız için birkaç güne ihtiyacınız var. Biz de İzmir’de yaşadığımız için bölgeyi farklı zamanlarda istediğimiz gibi gezme şansını yakaladık.

Gölcük Gölü’nün kenarında sakin bir gün

İlk kez Gölcük‘e 2002 yılında kış aylarından birinde gitmiştim. Dağ yolu kar içindeydi ve bulunduğum minibüste İzmir Devlet Senfoni Orkestrası’nın elemanları vardı. Orkestra kentten köylere klasik müziğin büyülü dünyasını taşıyordu. Ben de genç bir gazeteci olarak peşlerine takılmıştım. Gittiğimiz yerlerde insanların yüzlerindeki hayranlığı okudukça, notaların sunduğu alemlerin kapısından geçenleri hissettikçe ve müzik aleti çalmaya heves edenleri gördükçe mutlu oluyordum. Ne şanslıyım ki aynı minibüste Şadan Gökovalı rehber olarak bulunuyordu.

Dikili’nin saklı hazinesi: Aşıklar Şelalesi

Anadolu, kıymetini bilene adeta bir efsaneler deryası… Eski bir kalıntının, ormandaki bir ağacın ya da köşe başındaki belki de her gün önünden geçtiğiniz çeşmenin dinlemeye değer bir hikayesi mutlaka var. Bu sefer umutsuz aşıkların su olup aktığı Aşıklar Şelalesi’ne doğru yola çıktık.
Ve yürüyüşümüzün son durağı 86 renkli tahta basamağı inince karşımıza çıkan Aşıklar Şelalesi… 20 dakikalık yürüyüş, bir saatten fazla sürdü. Çünkü her köşesi ayrı bir güzellik sunuyordu ve onlarca fotoğraf çektik.

İyi Kötü Haberler

Son Yazılar

Bir atık pille Yeşilova’ya giriş

İzmir’deki tüm alışveriş merkezlerini avcumuzun içi gibi biliyoruz da, şehrin içindeki kültür mirasından bir çoğumuzun haberi yok. Yeşilova Höyüğü Ziyaretçi Merkezi, tarih severleri binlerce yıllık serüvene dahil etmeye hazır. Hem de sadece bir atık pil karşılığında.

Karia’nın din merkezi: Labranda

Muğla Milas’ta bulunan Labranda Antik Kenti, şehir dışında, dağlık bir araziye kurulmuş bir tapınak olmasından ötürü günümüze kadar son derece iyi korunmuş bir şekilde gelmiş. Bu da bize dini olduğu kadar siyasal önem taşıyan bu merkezi inceleme fırsatı sunuyor.

Ölmez ağacın izinde üç müze

Kutsallığın, özgürlüğün, bilgeliğin, ölümsüzlüğün, barışın sembolü, dünyanın ilk ağacı… Anlat bana kaç yaşındasın? Kim ekti tohumunu toprağa? Kimler dallarından topladı zeytinlerini, kimlerin sofralarına gittin? Kaç kişiye şifa, kaç hayvana yuva oldun? Kaç yaz, kaç kış gördün? En çok ne zaman mutlu oldu köklerin? Kaç kuşak gelip geçti yanından?

More Posts